My MSc study on Transition Based Dependency Parsing

Here is my MSc Thesis Presentation

 

Reklamlar

To become more efficient – effective

It looks like I am becoming much more obsessed with efficient working as I get older:) By a curious twist of fate, staying concentrated on a topic is getting harder for me. That is why I decide to do some research on that topic and I am still on  the search phase… Probably, I will modify this post a lot but here are the very first quick links and books and blogs that seem useful to me:

Cal Newport has convenient insights, starting with his book called Deep Work is a nice start. I think googling him brings a lot of resources:)

Angela Duckworth is my second station on that journey..

To be continued…

 

Resources for better writing

Writing in English may become a nightmare , if you are coming from a native language which does not have the same habits English. Honestly, that is what some of my friends, including myself, experiences a lot.  Last week, I had kept thinking about how to write better in English, especially in some of the exams – GRE, TOEFL, GMAT- within few minutes. Although I was skeptical at first, some of the resources were really very useful. Here are some resources that you may also find useful in your writing journey:

  • On Writing Well by William Zinsser ( That is not just for better academic writing but it also works for blogging as well!)
  • The Elements of Style by William Strunk Jr. and E. B. White ( If you are looking for rules and effects of punctuation that is an irreplaceable resource for you)
  • They Say / I Say by Gerald Graff and Cathy Birkenstein and Russel Durst is the most recognized book as an academical writing guide. (For those are about to start writing thesis which might be compelling)

For those of you need to take writing pills just before the exam or enjoy learning from videos,  I would like to share some other supplementary resources:

  • Noteful’s wonderful youtube channel is definitely from where you should start
  • Magoosh seems very popular and you may try vocabulary exercises part of their website.
  • https://wordcounter.net/ is a very useful website that keeps track of your word usage, word density on left down menu. If you are exercising writings in the exam, I would highly recommend to use that place other than your favorite text editor.

P.S. I put teachings from “On Writing Well” by Zinsser.

  1. Believe in your own identity and your own opinions. Writing is an act of ego, and you might as well admit it. Use its energy to keep yourself going.” (p.24)
  2. Writing is a craft and nobody becomes Tom Wolfe overnight, not even Tom Wolfe.
  3. Who am I writing for” : “You are writing for yourself, don’t try to visualize the audience”. As simple as that:)
  4. You learn to write by writing. It’s a truism, but what makes truism is that it’s true.

CoNLL-17 competition on dependency parsing

Dependency parsing is an interesting problem to both AI and NLP researchers for decades. 2017 CoNLL shared task is all about it and trying to tackle with that was painfully fun:) My team, Koc-University, ranked 7th out of 33 world wide participants and for that I would like to thank Prof. Yuret for his genuine helps during the whole process. In case you interested, here is the paper and the code

 

 

Deneyimlemeden yaşamak

Mustafa Kemal Atatürk’ ün not defterinden

Erzurum Kongresinde Atatürk’ün yanında olan isimlerden Mazhar Müfit Kansu hatıratından:

Erzurum Kongresi’nin hemen sonrası, beni çağırdı: ‘Mazhar not defterin yanında mı?’, hayır paşam dedim. ‘Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın al gel’. Defteri getirdiğimi görünce; ‘Ama bu defterin bu yaprağını hiç kimseye göstermeyeceksin sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya (özel kalem müdürü), bir de sen bileceksin’. Bundan emin olabilirsiniz paşam dedik. ‘Öyleyse tarih koy!’ , Koydum 7-8 Ağustos 1919 sabaha karşı. ‘Zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır bu bir. İki, Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken yapılacaktır. Üç, örtünmek kalkacaktır. Dört, fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.’ Kendisine hayal peşinde koştuğunu söyledim.

Neden hayat hikayelerini bilmek?

Yukarıda bahsettiğim, her hatırladığımda tüylerimi diken diken eden bir hikayedir. Ancak, öteden beridir kafamı kurcalayan bir soru olmuştur biyografi okumak; başarılı insanların hayatlarından kesitler öğrenmek arkadaş sohbetlerinde anlatmaktan daha öteye gidebilecek kadar önemli midir? Aslında ben de emin değilim, hayat hikayelerinin bir etkisi olabilir mi gerçekten diye merak edenlerdenseniz denk geldiğim bilimsel çalışma dikkatinizi çekebilir.

Ayna Nöronların gücü

Parma Üniversitesinin önde gelen nöropsikiyatristlerinden Giacomo Rizzolatti 1990 yılında beynin bazı bölgelerinin hareket akışını kaydettiğini ve bunları tekrarlayabildiğini keşfetti. 2011 yılında yayımlanan çalışmasında ayna mekanizmasını detaylı olarak açıklayan Rizzolatti, insan beyninin bazı deneyimleri gerçeklemek için yapmaya ihtiyaç duymadığını, bunun yerine bu işleri iyi yapan insanları yeteri kadar gözlemlendiğinde de birtakım beyin hücrelerimizin o işi yapıyormuşçasına kendini hazırladığını gösterdi. Kinetik melodi adını verdiği fenomeni ise şöyle açıklıyor: 2 grup çocuk düşünün 1. gruptaki çocukların önüne çikolata konuyor, 2. gruptaki çocuklar ise sadece 1.gruptaki çocukları izliyor, bu esnada da 2.gruptaki çocukların ağız kaslarına giden sinirsel aktiviteler gözlemleniyor. Tabağa çikolata koyulduğunda bir aktivite yok, 1.gruptaki çocuklar çikolatayı ellerine alır almaz, bunu gören 2.gruptaki çocukların ağız kasları sanki açılacakmışçasına uyarılıyor!  Peki ayna faaliyetler sadece fiziksel aktivitelerle mi sınırlı?

Dr. Denis Waitley zihinde canlandırma olarak adlandırılan mental eğitim yöntemini olimpiyatlara katılan sporcularda uygulamaya karar verir ve onlardan yarışta olduklarını, karşılarına çıkan zorluklarla baş edebildiklerini hayal etmelerini ister. Bu esnada bütün sinirsel faaliyetleri kaydeder ve yarış esnasında daha önceden zihinsel canlandırma yapmış kişilerin yarışta da benzer sinirsel aktivitelerde olduğunu gösterir. Ünlü yaşam koçlarından Pierre Franck Rezonans Kanunu adlı kitabında, ayna nöronların kavrama becerimizi arttırdığını, sorunları çözme becerimizi geliştirdiğini yaşanmış çarpıcı örneklerle açıklıyor (sf. 131-135). Hatta kendisi, hedeflediğimiz alanda başarılı olmuş kişilerin öykülerini bilmemizin bizi mental olarak zorluklarla baş etmeye hazırladığını üstüne basarak belirtiyor.

Öğretmene şiir ve nobel para ödülü

Hal böyle olunca, mental gücümüzü arttırabileceğine inandığım birkaç yaşanmışlığı paylaşmadan edemeyeceğim.

Abraham Lincoln

Abraham Lincoln’ün talihsizlikleri nasıl mağlup edilemeyecek olunuru anlatır cinsten:

  • 21 yaşında iş hayatında başarısızlığa uğradı ve ilk iflasını yaşadı,
  • 22 yaşında Meclis seçimlerine girdi ve ilk politik kaybını yaşadı,
  • 24 yaşında iş hayatında yine başarısızlığa uğradı ve yine iflas etti,
  • 34 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve kaybetti
  • 36 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve yine kaybetti,
  • 45 yaşında Senato seçimlerine girdi ve kaybetti,
  • 49 yaşında Senatörlük seçimlerine girdi ve kaybetti,

Lincoln bir gün oğlunun öğretmenine uzun bir mektup yazmaya karar verir, adeta kendi yaşam görüşünü yansıtan bu mektuptan işte birkaç cümle:

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona hem de kazanmaktan neşe duymayı..

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, Herkes ona yanlış olduğunu söylese dahi

Bu mektubu kaleme alan Abraham Lincoln 54 yaşında ABD başkanı seçilmiş ve tarihe geçmiştir.

Albert Einstein

Büyük bir tutkuyla evlendiği ilk eşinden boşanmaya karar veren Einstein eşine bir mektup yazmaya karar verir: (Türkçesini bulamadığım mektubun İngilizcesine buradan ulaşabilirsiniz)

Sevgili Mileva,

Şimdi senden gönülü olarak boşanmanı isteyeceğim, lakin bir gün Nobel ödülünü aldığımda bütün para ödülünü sana vereceğimi bilmeni isterim…

Ve beklenen olur; Einstein bu mektuptan tam 3 yıl sonra kazandığı Nobel ödülünün tamamını eski eşine verir.

Sonuç olarak

Hepimiz günlük hayatın koşuşturmacasında bazı problemlerle karşılaşır ve motivasyonumuzun düştüğünü hatta bazen bırakma isteğini hissederiz. İşte bu anlarda bize ilham verebilecek kişileri bulmak onların zorluklar karşısındaki tutumlarını benimsemek, hatta işi biraz daha ileriye götürüp kendimizi koyabildiğimiz kadar onların yerine koymaya çalışmak o yaptıysa ben de yapabilirim! yaklaşımını benimsemek yeniden motive olmamıza, kararlılıkla kaldığımız yerden devam etmemize çok yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Bu bağlamda; takdir ettiğimiz, örnek aldığımız biyografileri okumak iyi bir tercih olabilir.

 

 

Farklı Coğrafyalarda Kahve Tatları

Screen Shot 2016-09-03 at 10.01.09 PM

Arkadaşlarımla yaptığım kahve sohbetlerinde bir süredir fark ediyorum ki bildiklerimi ya unutuyor ya da yanlış hatırlıyorum. Hal böyle olunca bazı blog yazılarını not defterim gibi kullanmaya karar vermek kaçınılmaz oldu. Bunlardan ilki kahvelerin tatlarının yetiştirildikleri coğrafyalarla ilişkisi üzerine… Bir başka deyişle,  gittiğiniz kahvecilerde genellikle yetiştirildikleri yerlerin isimleriyle anılan kahvelerin öyküsünü merak ediyorsanız bu yazı işinize yarayabilir.

 

Anavatan Etiyopya

Bilinen en eski medeniyetlerden biri olan Etiyopya‘nın kahve ağaçlarının anavatanı olduğuna dair efsaneler yadsınamayacak kadar fazla [1]. Afrika’nın doğusunda yer alan ülkede yetiştirilen kahve çekirdeklerini tattığınızda kuvvetli ekşi, turunçgilli bir tat hissedersiniz.

Afrikada biraz batıya, Kenya

İkinci durağımız Etiyopya’nın komşusu olmasına rağmen, kahve üretimine bir hayli geç geçmiş olan Kenya. Kahve çekirdeklerinin açık arttırma usulü satıldığı ülkede [1], Etiyopya kahvesine greyfurt veya üzüm sıkmış gibi bir tat almak mümkün. Portakal suyunu greyfurtla karıştırıp sevenler için Kenya kahvesi Etiyopya kahvesine göre daha iyi bir alternatif olabilir.

kolombiy

Amerika kıtasında, Kolombiya

Kolombiya’ya geliş tarihi ile ilgili birçok farklı söylem ortaya atılsa da 18. yüzyıl konusunda ortak bir kanı var demek yanlış olmaz [1]. Bu coğrafyanın çekirdek karakterini tek kelimeyle özetlemek gerekirse: denge. Çikolata, karamel veya vanilya severler ve içimi yumuşak bir deneyim arayanlar için ideal.

En büyük üretici: Brezilya

Kaliteden çok miktara odaklanan Brezilya meşhur kahve zincirlerinde satılan kahvelerin en büyük üreticisi konumunda olmakla birlikte, dünyanın en çok kahve üreten ülkesidir. Tadı Kolombiya kahvesinin biraz fındık katılmış halini andırır. Ekşi kahveden hoşlanmayanlar ya da kahvesini sütle sevenler için iyi bir tercih olacağını düşünüyorum.

Vietnam

Kahve üretiminde akıllara gelmese de aslında 2. büyük üretici konumunda olan Vietnam’da yetiştirilen kahve çekirdeklerinde odunsuluk ve sertliği bulmak mümkün.

Kahveyi bir parçası olarak kabul eden El Salvador

El Salvador için kahve, ticareti yapılan bir üründen çok daha fazlası, ülkenin milli kültürünün bir parçasıdır. Kahve çekirdeklerinin kalitesine çok önem veren ülkede yetiştirilen kahveler bütün anlattıklarımın karışımından biraz olsa ama dengeyi kaçırmasa diyenler için biçilmiş kaftan niteliğinde.

Kaynaklar

[1] Yeni Fikirler sayı 2 : Kahve hakkında her şey s.60-100

 

Yeni öğrenci kulübü: Startuplar

Üniversite yıllarının vazgeçilmezlerindendir dersler dışında  başka bir şeyler daha yapmak lazım kaygısı. Kendini, kimi zaman yarı zamanlı işlerde, öğrenci kulüplerinde ya da sosyal sorumluluk projelerinde bulur insan. Küçük, farklı amaçlar olsa da ortak payda bellidir: Hem kendini geliştirmek hem de CV’ye bir şeyler katmak. Beklenen mülakat günü geldiğinde dersler dışında ne yaptın sorusuna verilecek cevaplar da buralarda bolca birikir. Son yıllarda startupların da bu listede yerini alması gerektiğini düşünüyorum.

Nedir bu startup?

Dünyaca ünlü girişimci sitesi TechCrunch herkesin kendine has bir tanımı ve bunların hepsinin biraz yanlış olduğunu iddia ediyor. Ülkemizde daha çok yeni bir kavram olması sebebiyle akıllara hemen şirket kurmak olarak geliyor.  Bence işin özü çok daha fazlası, Eric Ries’ın geç de olsa Türkçeye çevrilen Yalın Girişim adlı kitabında yapılan harika tanımı aynen koyuyorum: Bir grup tutkulu insanın, çok açık ve tükenmeyen bir belirsizlik içerisinde değer yaratma çabası. Hiç yabancı değiliz bu değerlere aslında: Facebook, Snapchat, Google bu değerlerden sadece birkaçı.  Bu üç şirketin üniversite çağındaki gençler tarafından kurulmuş olması da ilginç bir tesadüf.

Neden startuplarda bulunmak?

Angela Lee’nin izlemediyseniz mutlaka izleyin dediğim konuşmasında da belirttiği gibi yapılan bütün çalışmalar başarının en büyük sırrının tutku olduğunu gösteriyor. Keşke böyle birini bizzat etrafımda bulsam diyorsanız, startuplarda bu tarz insanlara rastlama ihtimaliniz bir hayli yüksek.

Henüz çok genç olan (1 yıldan az) startuplarda bir şeyler yapmak tıpkı yemek yapmak gibi. Mutfaktasınız elinizde gerekli malzemeler var ama daha önce hiç yemek yapmamışsınız. Belki az pişecek, tuzu eksik olacak ya da ölçüyü tutturamayıp baştan başlayacaksınız. İşte bu tarz durumlarda inisiyatif alıp bir tutam da tarçın ekleyeyim tat verir deyip yaptığınızın insanlar tarafından beğenilmesi çok hoşunuza gidebilir.

Eğitim sisteminde alıştığımız ve bir türlü yıkamadığımız alışkanlığımız: Ödevimi ver yapayım. Oysa startuplarda ödevi de kendiniz belirliyorsunuz çözümü de. Bir başka deyişle, startuplarda gelenekselleşmiş alışkanlıklar – görev tabloları, başkanlar, saymanlar, sekreterler yok. Bunun yerine bir ideal etrafında toplanmış insanlar var. Hal böyle olunca rolünüzü kendiniz belirleme özgürlüğüne sahipsiniz. Bu rolü en iyi şekilde yerine getirmek de yine sizin kendinize ve ekibinize karşı sorumluluğunuz. Bu tarz ortamlarda bulunmak kendini tanımak adına da büyük bir fırsat.

Startuplarla nasıl iletişime geçerim?

İşin en büyük sırrı Google kurdu olmak sanırım. Startupların internet siteleri üzerinden bulduğunuz mail adreslerinden iletişime geçmeye çalışmak iyi bir başlangıç. Bu ekosistemi takip etmekte işime yarayan birkaç linki koyuyorum:

Webrazzi — son gelişmelerden haberdar olmak için ideal.

Teknokentlerin bünyelerindeki firmalardan size uygun olan çıkabilir:

İTÜ Teknokent

ODTÜ Teknokent

YTÜ Teknopark

Genç ve dinamik yapılarıyla Kuluçka merkezlerindeki oluşumlar dikkatinizi çekebilir:

Koç Üniversitesi Kuluçka Merkezi

Girişim Fabrikası

ve daha sayamadıklarım …

Sonuç olarak, şayet üniversite öğrenciliği kendini tanımak, zevklerini keşfetmekse; startuplarda rol almanın bu yolculuğa yapacağı katkıyı göz ardı etmemenizi tavsiye ederim.

Dipnot

Bunları nereden biliyorsun diyorsanız; üniversite yıllarımda, naçizane, kulüp yöneticiliği yapmak, kurulu startupta staj yapmak, yarı zamanlı çalışmak ve sıfırdan bir startup ın kurulmasının içinde olma şansına erişmiş biri olarak kendi başıma gelenlerden yola çıkarak yazdım desem doğru olur sanırım.