Deneyimlemeden yaşamak

Mustafa Kemal Atatürk’ ün not defterinden

Erzurum Kongresinde Atatürk’ün yanında olan isimlerden Mazhar Müfit Kansu hatıratından:

Erzurum Kongresi’nin hemen sonrası, beni çağırdı: ‘Mazhar not defterin yanında mı?’, hayır paşam dedim. ‘Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın al gel’. Defteri getirdiğimi görünce; ‘Ama bu defterin bu yaprağını hiç kimseye göstermeyeceksin sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya (özel kalem müdürü), bir de sen bileceksin’. Bundan emin olabilirsiniz paşam dedik. ‘Öyleyse tarih koy!’ , Koydum 7-8 Ağustos 1919 sabaha karşı. ‘Zaferden sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır bu bir. İki, Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken yapılacaktır. Üç, örtünmek kalkacaktır. Dört, fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.’ Kendisine hayal peşinde koştuğunu söyledim.

Neden hayat hikayelerini bilmek?

Yukarıda bahsettiğim, her hatırladığımda tüylerimi diken diken eden bir hikayedir. Ancak, öteden beridir kafamı kurcalayan bir soru olmuştur biyografi okumak; başarılı insanların hayatlarından kesitler öğrenmek arkadaş sohbetlerinde anlatmaktan daha öteye gidebilecek kadar önemli midir? Aslında ben de emin değilim, hayat hikayelerinin bir etkisi olabilir mi gerçekten diye merak edenlerdenseniz denk geldiğim bilimsel çalışma dikkatinizi çekebilir.

Ayna Nöronların gücü

Parma Üniversitesinin önde gelen nöropsikiyatristlerinden Giacomo Rizzolatti 1990 yılında beynin bazı bölgelerinin hareket akışını kaydettiğini ve bunları tekrarlayabildiğini keşfetti. 2011 yılında yayımlanan çalışmasında ayna mekanizmasını detaylı olarak açıklayan Rizzolatti, insan beyninin bazı deneyimleri gerçeklemek için yapmaya ihtiyaç duymadığını, bunun yerine bu işleri iyi yapan insanları yeteri kadar gözlemlendiğinde de birtakım beyin hücrelerimizin o işi yapıyormuşçasına kendini hazırladığını gösterdi. Kinetik melodi adını verdiği fenomeni ise şöyle açıklıyor: 2 grup çocuk düşünün 1. gruptaki çocukların önüne çikolata konuyor, 2. gruptaki çocuklar ise sadece 1.gruptaki çocukları izliyor, bu esnada da 2.gruptaki çocukların ağız kaslarına giden sinirsel aktiviteler gözlemleniyor. Tabağa çikolata koyulduğunda bir aktivite yok, 1.gruptaki çocuklar çikolatayı ellerine alır almaz, bunu gören 2.gruptaki çocukların ağız kasları sanki açılacakmışçasına uyarılıyor!  Peki ayna faaliyetler sadece fiziksel aktivitelerle mi sınırlı?

Dr. Denis Waitley zihinde canlandırma olarak adlandırılan mental eğitim yöntemini olimpiyatlara katılan sporcularda uygulamaya karar verir ve onlardan yarışta olduklarını, karşılarına çıkan zorluklarla baş edebildiklerini hayal etmelerini ister. Bu esnada bütün sinirsel faaliyetleri kaydeder ve yarış esnasında daha önceden zihinsel canlandırma yapmış kişilerin yarışta da benzer sinirsel aktivitelerde olduğunu gösterir. Ünlü yaşam koçlarından Pierre Franck Rezonans Kanunu adlı kitabında, ayna nöronların kavrama becerimizi arttırdığını, sorunları çözme becerimizi geliştirdiğini yaşanmış çarpıcı örneklerle açıklıyor (sf. 131-135). Hatta kendisi, hedeflediğimiz alanda başarılı olmuş kişilerin öykülerini bilmemizin bizi mental olarak zorluklarla baş etmeye hazırladığını üstüne basarak belirtiyor.

Öğretmene şiir ve nobel para ödülü

Hal böyle olunca, mental gücümüzü arttırabileceğine inandığım birkaç yaşanmışlığı paylaşmadan edemeyeceğim.

Abraham Lincoln

Abraham Lincoln’ün talihsizlikleri nasıl mağlup edilemeyecek olunuru anlatır cinsten:

  • 21 yaşında iş hayatında başarısızlığa uğradı ve ilk iflasını yaşadı,
  • 22 yaşında Meclis seçimlerine girdi ve ilk politik kaybını yaşadı,
  • 24 yaşında iş hayatında yine başarısızlığa uğradı ve yine iflas etti,
  • 34 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve kaybetti
  • 36 yaşında Kongre seçimlerine girdi ve yine kaybetti,
  • 45 yaşında Senato seçimlerine girdi ve kaybetti,
  • 49 yaşında Senatörlük seçimlerine girdi ve kaybetti,

Lincoln bir gün oğlunun öğretmenine uzun bir mektup yazmaya karar verir, adeta kendi yaşam görüşünü yansıtan bu mektuptan işte birkaç cümle:

Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona hem de kazanmaktan neşe duymayı..

Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, Herkes ona yanlış olduğunu söylese dahi

Bu mektubu kaleme alan Abraham Lincoln 54 yaşında ABD başkanı seçilmiş ve tarihe geçmiştir.

Albert Einstein

Büyük bir tutkuyla evlendiği ilk eşinden boşanmaya karar veren Einstein eşine bir mektup yazmaya karar verir: (Türkçesini bulamadığım mektubun İngilizcesine buradan ulaşabilirsiniz)

Sevgili Mileva,

Şimdi senden gönülü olarak boşanmanı isteyeceğim, lakin bir gün Nobel ödülünü aldığımda bütün para ödülünü sana vereceğimi bilmeni isterim…

Ve beklenen olur; Einstein bu mektuptan tam 3 yıl sonra kazandığı Nobel ödülünün tamamını eski eşine verir.

Sonuç olarak

Hepimiz günlük hayatın koşuşturmacasında bazı problemlerle karşılaşır ve motivasyonumuzun düştüğünü hatta bazen bırakma isteğini hissederiz. İşte bu anlarda bize ilham verebilecek kişileri bulmak onların zorluklar karşısındaki tutumlarını benimsemek, hatta işi biraz daha ileriye götürüp kendimizi koyabildiğimiz kadar onların yerine koymaya çalışmak o yaptıysa ben de yapabilirim! yaklaşımını benimsemek yeniden motive olmamıza, kararlılıkla kaldığımız yerden devam etmemize çok yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Bu bağlamda; takdir ettiğimiz, örnek aldığımız biyografileri okumak iyi bir tercih olabilir.

 

 

Reklamlar